TRAFİK SIKIŞIKLIĞI BÜYÜKŞEHİRLERE YÜKSEK FATURALAR ÇIKARIYOR*
Şehirlerde maksimum seviyeye gelen bireysel araç sahiplenmesi nedeniyle meydana gelen trafik sıkışıklığının önlenmesi için önce ulaşım talebi sonra da entegre, güvenli ve erişilebilir alt yapı planlaması çalışmalarının önemi bir çok yazımda değindiğim bir konudur. Sıkışıklık maliyetinin hesaplanması çok kapsamlı bir analiz çalışmasını gerektirmektedir. Şehrin ekonomik durumu, kentin yoğunluğu, trafik kazası verileri, alt yapı bakım-onarım bütçeleri ve sıkışıklık düzeyi direk etki eden maliyetler olup, ayrıca iklim, gürültü, çevre, sosyal ve insan sağlığı üzerindeki etkilerinin maliyetlerine göre de değişmektedir.
Avrupa Birliği ülkelerinde yapılan bir çalışmaya göre 2011 yılında ulaşıma harcanan 500 milyar Avro’nun yaklaşık üçte birinin (bazı ülkelerde neredeyse yarısının) trafik sıkışıklığı maliyeti olduğu saptanmıştır. Kanada’nın önde gelen ulaşım araştırma merkezi Viktorya Ulaşım Politikaları Enstitüsü Kurucusu ve Direktörü olan Todd Litman’ın WRI Ross Center for Sustainable Cities için verdiği röportajdan da görüleceği üzere şehirlerimizde artmakta olan bireysel taşıt trafiğinin azaltılması ülke ekonomileri açısından büyük önem taşımaktadır. Şehirlerin ulaşımlarının ekonomik açıdan sürdürülebilir hale getirmesi için ulaşım talep planlaması (TDM) çalışmalarına önem verilmesini desteklemektedir. Litman’ın, yaptığı en uygun maliyet araştırması sonucunda kent içinde birçok hızlı uygulanabilir çözüm ile trafik sıkışıklığının neden olduğu maliyetlerin düşürülmesini öngörmektedir. Bu çözümler, TDM uygulanması ile yürüme ve bisiklet ile farklı ulaşım türlerinin artırılması, toplu taşımada kalite ve verimliliğin sağlanması, yol ve park ücretlendirmelerinin doğru değerlendirilmesi ile yüzde 20-50 arasında bireysel taşıt kullanımı, trafik kazaları ve trafik sıkışıklığında azalma olmaktadır.
World Bank Photo Collection (https://www.flickr.com/photos/worldbank/2659113442/in/photostream/)

World Bank Photo Collection (https://www.flickr.com/photos/worldbank/2659113442/in/photostream/)

Dünya genelindeki megakentler özeline bakıldığında, nüfus yoğunluğu ve hareketlilik yüksektir. Bu nedenle de kentlilerin hareketliliğinin güvenliği ve erişilebilirliği en düşük maliyetle sağlanmalıdır.
Litman’ın araştırması megakentler için önemli bir detayı da ortaya koymaktadır. Kent içi ulaşım için şehirlerde yapılacak çalışmalar sonucunda gelişmiş ülkelerde de direkt ve dolaylı olarak kamu ve özel sektörde istihdamda artış, kent içi ulaşımda maliyette tasarruf, parklanma sıkışıklığı ve trafik kazalarında azalmasını, sürücü olmayanlar için de hareketliliğin gelişmesini, güvenliğin, insan sağlığının artmasını ve kirlilik ile emisyonların azalmasını sağlamaktadır. Gelişmekte olan ülke şehirlerinde, yaya, bisikletli ve toplu ulaşımın egemen olduğu durumlarda yolculukların toplam toplumsal maliyeti Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYH) yüzde 6-10’u arasındadır. Buna karşılık yolculukların yüzde 90’ının otomobille yapıldığı birçok kentte bu oran yüzde 14’ün üzerindedir.
Türkiye’de geçtiğimiz 10 senede yapılan ulaşım yatırımlarının da etkisi ile ulaşım %90 üzerinde karayolu ile yapılmaktadır. Bu nedenle de hem trafik sıkışıklığının, hem de ülkemiz için önlem alınması öncelikli olan trafik kazalarının önüne geçmek oldukça güç olmaktadır. TUİK 2010 yılı istatistiklerine göre İstanbul’daki kaza toplamı 11.954 bu kazalarda 265 kişi hayatını kaybetmiş 18.335 kişi de yaralanmıştır. 10. Kalkınma Planı Kent içi Ulaşım Alt Sektör Şura Raporu’na göre de gene 2010 yılında bu kazalar sonunda oluşan maddi hasar ise 100 milyon TL’nin üzerindedir. Öte yandan 2014 verilerine bakıldığında ise İstanbul’daki kaza sayısı 15.577’ye ulaşmış, yaklaşık %30 artış göstermiştir.
Ülkemizde oluşan trafik kazalarının %80’den fazlasının kent içinde oluştuğu gerçeğinden yola çıkarak ve ülkemizin 2023 İhracat Stratejisi ve Eylem Planlarına göre konulan ‘Türkiye’nin dünya ihracatından aldığı payın %1,5’e yükseltilmesi ve Dünya’nın en büyük on ekonomisi’ arasına girme hedefi için itici gücün büyükşehirlerimiz olduğu düşünüldüğünde sürdürülebilir kent içi hareketlilik planlamasında TDM uygulaması ile entegre, güvenli ve erişilebilir ulaşım alt yapısı çalışmaları ekonomik kalkınma için büyük önem taşımaktadır.
*Pınar Köse’nin Unibusiness Mart 2016′da yayınlanan yazısıdır.